MücriM


Tut Elimden Tut Ki Edemem Sensiz Rabbim..
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.'' (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16)
“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir'' (Tirmizî, İlm, 14)
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.(Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.)
Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10)

Paylaş | 
 

 Kur'an-ı Kerim'i Okuma Adabı - 3

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MücriM
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1746
Site Aktifliği : 5282
Kayıt tarihi : 24/09/08

MesajKonu: Kur'an-ı Kerim'i Okuma Adabı - 3    Perş. Şub. 03, 2011 9:11 pm

hikmet.net
09.12.2009




9- Kur’an Tatlı ve Hoş Bir Sada İle Okunmalıdır

Kur’an okuyan kimsenin dikkat etmesi gereken bir diğer husus da Kur’an’ı mümkün olduğunca güzel bir sesle okumaya gayret etmesidir. Bir hadis-i şeriflerinde: “زَيِّنُوا الْقُرآنَ بِأصْوَاتِكُمْ Kur’an okumayı sesinizle güzelleştirin” (Ebu Davud, Salât 355) buyuran Allah Resûlü, başka bir hadislerinde de şöyle beyanda bulunmuştur: “Allah (c.c.) güzel sesli bir Peygamberin sesini güzelleştirerek okuduğu Kur’an’ı dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemedi.” (Buhâri, Fedailü'l-Kur'an 19) Efendimiz’in ve ashab-ı kiramın Kur’an’ı güzel bir nağmeyle okuduklarına dair hadis kitaplarında birçok rivayet vardır.

Buna göre güzel bir sesle ve üslubuna uygun olarak okumak suretiyle kendine göre bir güzelliği olan Kur’an’ın bu güzelliğini ortaya çıkarmak müstehab görülmüştür. Çünkü Kur’an’ı güzel bir sesle okumak, kalbi rikkate getirir, dinleyenlerde ona karşı saygı uyarır ve daha tesirli olduğu için Kur’an’a karşı iştiyakı arttırır. Ancak burada aşırıya kaçılmamalı yani Kur’an’ı güzel okuyacağım diye tecvid kuralları ihmal edilmemelidir. Böyle yapıldığı takdirde müstehablık hükmü kerahete dönüşür.

10- Kur’an’ı Halis Bir Niyetle Tilavet Etmelidir

Kur’an okumak çok faziletli bir ameldir. Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde “Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’ân okumaktır” (Münavi, Feyzu'l-Kadir, 2/44) buyurmuştur. Allah Resûlü (s.a.s) başka bir hadis-i şerifte de Kur’ân’ı başından sonuna kadar okuduktan sonra tekrar başlamayı Allah’ın en çok sevdiği amel olarak göstermiştir. (Tirmizî, Kur’ân, 11) Nitekim selef âlimlerinden bazıları Kur’an okumayı nafile ibadetleri içinde birinci sıraya koymuşlardır.

Bütün ibadetlerde olduğu gibi Kur’an’dan da istifadenin birinci şartı halis bir niyetle işe başlamaktır. Efendimiz (s.a.s): “ إِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir ve kişinin niyeti ne idiyse, karşılık olarak onu bulur” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1) buyurmak suretiyle, yapılan amellere değer kazandıran unsurun niyet olduğunu ifade etmiştir.

Bundan dolayı kendimizi aradan çıkararak sadece tilavet ettiğimiz Kur’an’ı duyurmaya çalışmalıyız. Süslediğimiz ses ve nağmelerimizle başkalarını tesir altında bırakmak gibi bir hedefin kurbanı olmamalıyız. Yoksa yapılan amel ruhsuz bir fiil olmaktan öteye geçmeyecektir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) Allah’ın ahirette ilim öğrenip başkalarına öğreten ve Kur’an okuyan bir kimsenin hesaba çekilmesini anlatır. Cenab-ı Hak bu kişiye ihsan ettiği nimetlerini sayıp döktükten sonra, bu nimetler ile ne yaptığını sorar. O da ilim öğrendim, öğrettim ve Senin uğrunda Kur’an okudum der. Cenab-ı Hak ona: “Yalan söylüyorsun. Sen ilmi, alimdir denilsin diye öğrendin; Kur’an’ı da, güzel Kur’an okuyor desinler diye okudun. Ve nitekim bunlar senin hakkında söylendi” buyurur ve o kişi yüzüstü sürünerek cehenneme atılır. (Müslim, İmara: 27)

Karileri gösteriş ve riya için Kur’an okumaktan nehyeden bir diğer hadis-i şerif de şu şekildedir: Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hazen kuyusundan Allah'a sığınınız.” Ashab: Ey Allah'ın Rasûlü, Hazen kuyusu nedir, diye sorunca şöyle buyurdu: “Bu bizzat cehennemin günde yüz defa kendisinden Allah'a sığındığı cehennemdeki bir vadidir.” Ey Allah'ın Peygamberi buna kim girecektir, diye sorulunca şu cevabı verir: “Amelleriyle riyakârlık yapan kurradır (Kur'ân okuyucusudur, bilginleridir).” (Tirmizi, Zühd 48)

11- Kur’an Göz Yaşlarıyla ve Hüzünle Tilavet Edilmelidir

Kur’an okuyan kimsenin ağlaması müstehabtır. Kur’an-ı Kerim’de kendilerine ilim verilen kimselerin Allah’ın ayetlerini okudukları esnadaki halleri şu sözlerle anlatılır: “ وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا Ağlaya­rak yü­züs­tü sec­de­ye ka­pa­nır­lar. İş­te Kur’ân, on­la­rın say­gı­sı­nı böy­le ar­tı­rır.” (İsra Suresi, 17/109) Peygamber Efendimiz de (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu Kur’an, hüzünle inmiştir. Artık onu okuduğunuz zaman ağlayınız. Ağlayamazsanız kendinizi ağlamaya zorlayınız.” (İbni Mâce, İkâme, 176) Sahabe, Efendimiz’in (s.a.s) namazda ağlamaktan dolayı göğsünden tencerenin kaynarken çıkardığı uğultu gibi bir ses çıkardığını rivayet etmişlerdir. (Ebû Dâvûd, Salât 156)

Allah Resûlü (s.a.s) “Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi severim” diyerek Abdullah b. Mes’ud’dan (r.a) kendisi için Kur’an okumasını istemiştir. İbni Mes’ud Nisa Suresi’nin 41. ayetine geldiğinde Efendimiz (s.a.s) ona yeter demiştir. Bunun üzerine İbni Mes’ud dönüp Allah Resülü’ne baktığında iki gözünden de yaşlar aktığını görmüştür. (Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 32) Salih el-Merrî rüyasında Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) yanında Kur’an okuduğunu, Efendimiz’in (s.a.s) de kendisine; “Salih, Kur’an’ı kıraat etmen güzel ama bunun ağlaması nerede!” dediğini rivayet etmiştir. Esma (r.a), selefin Kur’an okumasını şu sözleriyle anlatmıştır: “Seleften hiç kimse Kur’an-ı Kerim’in tilâveti sırasında bayılıp düşmezdi. Onlar ağlarlar ve ürperirlerdi. Sonra bedenleri ve kalpleri zikrullah için yumuşardı.” (Kütüb-ü Sitte Tercümesi, c. 4, s. 448) İmam-ı Nevevi de seleften bazı kimselerin Kur’an okurken bayıldıklarını bazılarının ise vefat ettiklerini ifade etmiştir.

Eğer kişi Kur’an okurken ağlayamıyorsa, Kur’an’da geçen tehdid, vaid ve azap ayetlerini veya kıyamet ve cehennem sahnelerini inceden inceye düşündükten sonra, Allah’ın emir ve yasaklarındaki eksikliklerini düşünmeli ve bu suretle kalbinde bir hüzün hasıl olmasını temin etmelidir. Çünkü kalbdeki bu hüznün neticesinde gözyaşları dökülmeye başlayacaktır. Hüzün ve gözyaşıyla Kur’an okumanın bir diğer yolu da kimsenin olmadığı gece vakitlerini seçmektir.

Efendimiz (s.a.s) başka bir hadislerinde de: “İnsanların en güzel Kur’ân okuyanı, Kur’ân okurken ciddî bir hüzün içinde okuyanıdır” (Münâvi, Feyzu’l-kadir, 2/529) buyurarak Kur’an okuyan bir kimsenin nasıl bir hava içinde Allah’ın ayetlerini tilavet ve tefekkür etmesi gerektiğini ifade etmiştir.

12- Kur’an Derin Bir Saygı ve Tazimle Okunmalıdır

Mü’min, Cenab-ı Hakk’ın kullarına en büyük bir ihsanı olan Kur’ân’ı, en saygılı bir eda ile, saygı dolu bir hisle, en saygılı nağmelerle ve en saygılı olduğu bir ruh hâleti içinde okumaya çalışmalıdır. Çünkü her kelamın kıymeti onu söyleyenin kıymeti nispetindedir. Kur’an-ı Kerim bütün âlemlerin yaratıcısı ve bütün kemal sıfatlarla muttasıf olan Azamet ve Celal Sahibi Cenab-ı Hakk’ın kelamı olduğuna göre, Onu okuyan kimse bunun şuurunda olmalıdır. İkrime’nin (r.a), Kur’an okumak için Mushaf’ı açtığında onu ta’zim duygularıyla dolduğu ve: “Bu benim Rabbimin kelâmıdır” diyerek düşüp bayıldığı rivayet edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Kur’ân okuyan bir insan, Allah ile konuştuğunu söylese ve yemin etse yemininde hânis olmaz” buyurmuştur. Amiriyle veya hocasıyla konuşan bir insan bile kendine çeki düzen vererek saygısızlık sayılabilecek her türlü hareketten uzak durduğuna göre, konuşulan kimse Cenab-ı Hakk olursa elbette öncelikle insanın hal ve tavırlarından saygı dökülmeli sonra da kalbini her türlü dünyevi meşgaleden tecrid ederek huzur-u kalb ile tilavetine devam etmelidir.

Çünkü Kur’an’dan istifade edebilmek, öncelikle ona açık durmaya ve bütün gönlüyle ona yönelmeye bağlıdır. Kaf Suresinde geçen bir ayet buna işaret etmektedir: “ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ Bu Kur’ân, kalbi ona açık olanlar ve gözünü Kur’ân’a dikip ona kulak verenler için bir öğüttür.” (Kaf Suresi, 50/37)

13- Kur’an Okurken Konsantrasyon

Kur’an okuyan kimse, dünya ile kat-ı alaka ederek bütün kalbiyle Kur’an’a yönelmelidir. Seleften bazıları gaflet halinde okudukları ayetleri tekrar etmişlerdir. Kendilerine “Kur’an okuduğun zaman başka bir şeyi aklına getirir misin” diye sorulduğunda, şu cevabı vermişlerdir: “Kur’an’dan daha çok sevip değer verdiğim bir şey mi var ki, Kur’an okurken onu aklıma getireyim.”

14- Kur’an’ın Mana ve Muhtevası Tefekkür Edilmelidir

Peygamber Efendimiz (s.a.s); “Kur’an-ı Kerim’den tek bir harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle değerlendirilir. Ben ‘Elif lâm Mîm” bir harf demiyorum. Aksine “Elif” bir harf, “Lâm” bir harf, “Mîm” de bir harftir” (Tirmizî, Sevabü'l-Kur’ân, 16) buyurarak Kur’an okuyan bir kimsenin harf başına en az on sevap kazanacağı müjdesini vermiştir. Kur’ân-ı Kerim’in lafız ve ibarelerini okumak kişiye çok sevap kazandırsa da, asıl olan onun mana ve muhtevasını anlamak suretiyle Kur’an’ı hayatımıza hayat kılmaktır. Bu hakikati dile getiren İbn Mes’ud (r.a) şöyle demiştir: “Tertil üzere ve tefekkür ederek Bakara ve Ali İmran surelerini okumam, bana hızlıca bütün Kur’an’ı hatmetmemden daha sevimlidir.” Hz. Ali de tedebbür ile okunmayan Kur’an’da hayır olmadığını söylemiştir.

Kur’an’da geçen birçok ayeti kerime bizi Kur’an’ı tefekkür, tedebbür ve teemmül etmeye çağırmıştır. Bunlardan birkaçı şu şekildedir: “ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآَيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ Böylece Allah size âyetlerini açıklıyor ki dünya ve âhiret hakkında düşünesiniz” (Bakara Suresi, 2/219; 2/266); “ أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآَنَ Kur’ân’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi?” (Nisa Suersi, 4/82); “كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آَيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ Biz sa­na feyizli ve be­re­ke­tli bir ki­tap in­dir­dik ki in­san­lar onun âyet­le­ri­ni iyi­ce dü­şün­sün­ler ve ak­lı ye­rin­de olan­lar ders ve ib­ret al­sın­lar.” (Sa’d Suresi, 38/29)

Eğer ayetlerin manası bir kere okumakla anlaşılmıyorsa, kıraat tekrar edilebilir. Efendimiz (s.a.s) ve selefin de bazı ayetleri gözyaşlarıyla tekrar tekrar okudukları rivayet edilmiştir. Mesela Ebu Zerr’in rivayet ettiğine göre bir gece kalkıp namaza duran Allah Resûlü (s.a.s) defalarca : “إِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ Eğer on­la­rı ce­za­lan­dı­rır­san, şüp­he yok ki on­lar Se­n’in kul­la­rın­dır. On­la­rı af­fe­der­sen, aziz-u ha­kîm (üs­tün kud­ret, tam hü­küm ve hik­met sa­hi­bi) an­cak Sen’­sin” (Mâide Suresi, 5/118) ayetini okumuştur.

Kur’an’ın dili Arapça olduğu için bu dili bilmeyenler doğrudan Kur’an’ın manasını anlayamazlar. Ancak bu durumda olan kişilerin de meal ve tefsirler aracılığıyla Kur’an’ı anlamaya çalışmaları gerekir. Çünkü Kur’an’ı Kerim, peygamber ve geçmiş kavimlerin kıssalarından cennet, cehennem ve ahiret ahvaline; ahkâmla ilgili ayetlerden, Allah’ın ululuk ve azametini, isim ve sıfatlarını izah eden ayetlere; Allah’ın bize bahşettiği nimetlerin izahından, iman hakikatlerinin ispatına kadar ihtiva ettiği hakikatlerle bizim için dünya ve ahiret saadetini temin edecek bir Kitap’tır.

_________________




Vuslatın Bu Garip kıtmir'in En Büyük Hayali
Seni Bilmeyenler Ölüdür Ya RasullAllah
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mucrim.eniyiforum.org
 
Kur'an-ı Kerim'i Okuma Adabı - 3
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kur'an'ı Kerim'de geçen resuller ve geçtiği ayetler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MücriM :: Mânâ :: Kur'an-ı Kerim-
Buraya geçin: