MücriM


Tut Elimden Tut Ki Edemem Sensiz Rabbim..
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.'' (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16)
“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir'' (Tirmizî, İlm, 14)
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.(Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.)
Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10)

Paylaş | 
 

 Prf.Dr. Mahmud Es'ad Coşan: Çarşı pazarda tesbihin sevabı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aSuDe
Admin
avatar

Rep Puanı : uğurböcüğü
Mesaj Sayısı : 2142
Site Aktifliği : 6286
Kayıt tarihi : 24/09/08
Yaş : 32

MesajKonu: Prf.Dr. Mahmud Es'ad Coşan: Çarşı pazarda tesbihin sevabı   Perş. Mayıs 13, 2010 5:28 pm

Prf.Dr. Mahmud Es'ad Coşan: Çarşı pazarda tesbihin sevabı




(Femen sebbeha fîhâ tesbîhaten) "Kim bu pazar yerinde, çarşı yerinde bir tesbih söylerse..." Tesbih ne demek?.. Sübhànallàh demek... Tesbihin de tabii çeşitleri var. Kur'an-ı Kerim'de de (Sübhàne) ile başlayan pek çok ayetler var. Bizim Evrâd-ı Şerîfe'mizde bu tesbihatla ilgili ayetlerin olduğu bir gün de var. Oradan, pazar günü evradından hatırlayabilir kardeşlerimiz.

Tesbihlerin, yâni Allah'ı tesbih etmenin, "Sübhànallàh" demenin güzel ibareleri, çeşitleri var. Hepsi güzel... Meselâ; Adem AS'ın tesbihi, Nuh AS'ın tesbihi, Yunus AS'ın tesbihi:

(Lâ ilâhe illâ ente sübhàneke innî küntü minez-zàlimîn) [Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum.] gibi, ayetlerde olan, hadis-i şeriflerde olan tesbihler var.

"Kim orada bir tesbih okursa, tesbih sözü söylerse; (ketebellàhu lehû bihâ) bu tesbih sözünden dolayı, bu dilindeki ifade ettiği bu güzel sözden dolayı Allah ona elfe elfi hasene yazar." Bu elfe elfi hasene, bin kere bin hasene demek. Bin kere bin de milyon eder. Yâni bir milyon hasene yazar.

--Tesbihin anlamı ne, mânâsı ne?.. Biz Kur'an-ı Kerim'de de tesbih sözünü okuyoruz. Namazda da rükûda, "Sübhàne rabbiyel-azîm" diyoruz; secde de "Sübhàne rabbiyel-a'lâ" diyoruz. Tesbih ne demek, Türkçede bunu hangi söz ifade eder, nasıl anlatabiliriz?..

"Sübhànallah" demek, Cenâb-ı Hakk'ın; rabbimiz, alemlerin rabbi, yaradanımız, mevlâmız Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin her türlü noksandan, eksiklikten, kusurdan, ayıptan münezzeh olduğunu ifade etmektir. Yâni, "Yâ Rabbi! Senin hiç eksiğin, kusurun, yanlışın, hatân yok... Her şeyin en güzel, en mükemmel!" demektir.

Onun için "Sübhànallah" sözünü hayran olunacak ve hayret edilecek yerlerde söylerlerdi. İslâmî âdâba göre ecdadımız, selef-i sâlihînimiz, hayatta çeşitli şeylerle karşılaştığı zaman, kendi duygularını frenlemek için veya kendi duygularını karşı tarafa ifade etmek için, güzel sözleri kullanırlardı. Meselâ; beğendikleri, hayret ettikleri bir şey olduğu zaman, "Allàhu ekber!" diye bağırırlardı, seslenirlerdi.

Meselâ, Vedduhà Sûresi indiği zaman, sahabe-i kiram ordaki o müjdeleri duyunca, sureyi dinledikten sonra (Allàhu ekber!) "Cenâb-ı Hak en büyüktür!" diye tekbir getirmişlerdi. Yâni bu bizim alkışımız gibi, hayranlık duyunca şakır şakır bir alkış tufanı koptuğu gibi; meydanda ise "Yaşa, varol!" sözü gibi... O makamda ama, tabii, İslâmî edebe göre güzel bir söz söyleniyor.

Kızdığı zaman, karşı tarafta kendisini üzecek davranışlar olduğu zaman, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm" denirdi. Veya "Lâ ilâhe illallah" denirdi. Veya, şimdi hacca, umreye gittiğimiz zaman görüyoruz. Araplar birbirleriyle münakaşa filân ediyorlar. Birbirleriyle biraz yüksek sesle sesler söylenmeğe başladığı zaman:

"--Sallû alen-nebiyyi!" yâni, "Peygamber efendimiz'e salât ü selâm getir!" diyorlar.

O da tabi "Hayır, getirmem!" diyemiyor; "Allàhümme salli alâ seyyidinâ muhammed" diyor. Böylece kızışan ortam serinlemiş oluyor, kızgınlık dağılıyor, şeytana fırsat verilmemiş oluyor.

"Sübhànallah" ne demek?.. "Yâ Rabbi, sen her türlü noksandan münezzehsin! Her türlü kemâlâtın sahibisin, hàlikısın, mâlikisin!" demek. Onun için güzel bir şey, hayran olunacak bir şey gördüğü zaman da selef-i sâlihînimiz, "Sübhànallah!" derlerdi. "Sübhànallah, ne kadar güzel manzara!.." "Sübhànallah, ne kadar güzel bir çiçek, ne hoş koku!.." filân gibi söylerlerdi.

İşte burada da, pazar yerine girildiği zaman böyle bir tesbih söylemenin mükâfâtı bildiriliyor. Demek ki biz de zikrederek, Allah'ı düşünerek, Cenâb-ı Hakk'a böyle tesbih ederek pazar yerine girersek; inşaallah hatalardan, günahlardan, o çarşının, pazarın şeytanca işlerinden, şeytanın aldatmalarından korunuruz.

(Ve men kàle lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh) "Her kim de 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh' derse..." Bu ne demek: "Hiçbir güç ve kuvvet yok Allah'ınkinden başka... Bütün güç ve kuvvet Allah'ındır. O kàdir-i mutlaktır, ne isterse onu yapar. O müsaade ederse başka şeyler de olabilir; etmezse, olmaz!" demek. Bu da çok mühim bir sözdür, buna da havkale derler. Havkale, 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh' demektir. Tesbih de, "Sübhànallah" demektir.

"Böyle havkale eyleyen, yâni 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh' diyen; (kâne fî civârillâh hattâ yümsiye) akşam oluncaya kadar..." Akşam olunca tabii pazar yeri dağılacak. Gündüzle kàimdi. Gece oldu mu, ışık filân olmadığından, akşam vakti gelmeden evvel herkes metaını toplar, gideceği yere giderdi.

"Akşama kadar Cenâb-ı Hakk'ın hıfz u himâyesinde, korumasında olur." Çünkü bütün güç ve kuvvetin Allah'ta olduğunu anlamış, şuurlu bir müslüman... "Sen bu şuura ermişsin diye, Cenâb-ı Hak onu sever ve gafletten, hatâdan, yanlıştan, aldatılmaktan, zarara uğratılmaktan, artık her türlü istemediği şeyden korur. Cenâb-ı Hakk'ın himayesinde olunca, zararlı bir şeye mâruz kalmaz.

O halde çarşıya pazara gittiğimiz zaman tesbih söyleyelim, "Sübhànallah" diyelim; veya "Sübhànallàh, vel-hamdü lillâh, ve lâ ilâhe illlallàhu vallàhu ekber" diyelim!.. Sonunda bu da zikredildiği için, "Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm" diyelim!..

Demek ki namazların sonrasında, Ayetel-kürsî'yi okumadan evvel okuduğumuz tesbihi söylersek, orda bunların hepsi var: "Sübhànallàhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illlallàhu vallàhu ekbe, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm."

Demek ki, pazar yerine girdiğiniz zaman, dilinizle bu sözleri söyleyin de, bu sevapları Cenâb-ı Hak, Peygamber SAS Efendimiz'in bize bildirdiği, müjdelediği, va'dettiği şekilde sizlere ihsân eylesin... Sizi korusun, çarşının pazarın şerrine uğratmasın... Hayrına erdirsin... Ticaretiniz, alışınız, verişiniz hayırlı olsun... İşiniz rast gitsin...
13. 10. 2000 - İSVEÇ

_________________
"ilahi ente maksudi


ve rıdake matlubi"

Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr
Rabbim! kolaylaştır zorlaştırma, Rabbim hayırla sonuçlandır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Prf.Dr. Mahmud Es'ad Coşan: Çarşı pazarda tesbihin sevabı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MücriM :: Işık İnsanlar :: Prof. Dr. M. Esad Coşan Rh.A-
Buraya geçin: